Galeri

Her biri kendi hikâyesini taşıyan çalışmalarım.

Sukûti

Sukûti serisi, Çetinsoylu’nun 2013’ten bu yana sürdürdüğü çalışmaların bütünlüğünü yansıtır. Eserlerde, çocukların travmalarını temsil eden çikolata, şekerleme ve süt gibi gıda unsurları kullanılır; izleyicinin tadına bakması, konunun damakta kalmasını ve farkındalık yaratmasını amaçlar. İllüstratif anlatım diliyle oluşturulan portreler, istismara uğramış veya şahit olmuş çocukları sembolize eder; yorgun yüz ifadeleri ve ağız detayları, yaşananları ifade edememenin sessizliğini, yani “sükûti”yi görünür kılar. Günümüzde Sukûti serisi, travma çalışmalarının yanı sıra, sosyal medya algoritmalarına göre sanatçı olma deneyimini ve kadın-anne kimliğinin üretim üzerindeki etkilerini de ele alır. Seri, görünürlük, algı ve üretim arasındaki gerilimi araştıran, malzeme ve kavramsal yaklaşımıyla güncel bir sanat pratiği olarak şekillenir.

Sukûti Enstalasyon

Sukûti serisi kapsamında tasarlanan enstalasyonlar, malzeme ve mekânın doğrudan izleyici ile etkileşime geçtiği bir deneyim sunar. Gıda unsurları ve diğer gündelik objeler, hem travmayı hem de sosyal medyanın görünürlük mekanizmalarını fiziksel bir dil olarak işler. İzleyici, mekânda yürüdükçe, eserlerin sunduğu dokulara, tatlara ve görsel yoğunluğa temas ederek, kavramsal gerilimi birebir deneyimler. Enstalasyonlar, Sukûti’nin hem malzeme hem de düşünsel yaklaşımını somutlaştırırken, izleyiciyi yalnızca gözlemci olmaktan çıkarır; eserle bir etkileşim ve farkındalık sürecine davet eder. Böylece her enstalasyon, travma, görünürlük ve üretim arasındaki ilişkiyi mekânsal ve duyusal olarak araştıran bir sanat pratiğinin devamı niteliğini taşır.

Biz Bu Oyunu Hiç Sevmedik

Biodegradable Art / 2018-2026

Hi Co.

120×140 cm Tuval üzeri akrilik boya – 2019

Hi Co resmi; toplumların belki de en büyük problemini; “çocuk istismarını” konu edinen eserler yaratma çabasında olan; renklerini ve fırçasını bu konudaki farkındalığı artırmak için kullanan sanatçının bir tüccar tarafından karına uygun hizmet etmediği için istismara uğramasını anlatmaktadır. Eser eğlenceli, cezbedici ve renkli alanın çekiciliğinden faydalanmak ve derinlerdeki kaosu ve asıl sorunu ele alan alt anlamı gizliden bildirmek için illüstrasyon tekniği ile resmedilmiştir. Resim üç bölümden okunmaktadır:
Sol en başta ayağının altındaki kitaplara, diplomalara, fırçalara ve paletlere basıp; sırtındaki küfede takipçilerini taşıyan bir sosyal medya fenomeni resmedilmiştir. Tam merkez noktada tüccarın, sanatçının eserlerinin üstüne basarak kırıp parçaladığı an resmedilmiş, onun arkasına da sanatçının eserleri üzerinde kek çırpan figürün yüzü kese kağıdı ile kapatılarak
yerleştirilmiştir. Sağ tarafta ise para verilerek susturulan ve yalan haber yapan, istismara ses çıkarmayan ve hatta istismarın parçası olmuş insanlar resmedilmiştir. Arka plandaki yazılar ise süreç içerisinde, mağdur durumuna düşen sanatçıya yapılan ithamlar el yazısı ile belli belirsiz yazılarak sanatçının suçlanan zihnine atıfta bulunulmuştur. Çocuk istismarına karşı farkındalık yaratmaya çalışan sanatçı, sanatın ve sanatçının istismarıyla karşılaşmış ve istismarın her türlüsünün, her yaştan insan üzerinde nasıl sonuçlar doğurduğunu bizzat deneyimlemiş ve eserinde bunun okunmasını istemiştir.

Portfolyo

140×160 cm Tuval Üzeri Karışık Teknik – 2025

Portfolyo, Çetinsoylu’nun sanat pratiğinde sessiz bırakılan, bastırılan ve görünmez kılınan deneyimlerin görsel bir arşivi olarak ortaya çıkar. Ön plandaki otoportre, sanatçının bugünkü konumunu temsil ederken; arka plandaki figürler, Sukûti serisi boyunca susturulmuş, görmezden gelinmiş ve tanıklık etmeye zorlanmış öznelerin kolektif hafızasını oluşturur.
Bu çalışma, bireysel bir portre olmaktan çok, zaman içinde biriken sessizliklerin ve tanıklıkların çoğul bir kompozisyonudur. Çocukluk travmaları, istismar deneyimleri ve toplumsal suskunluk, illüstratif figürlerle temsil edilir; yüzlerdeki yorgunluk ve ağızlardaki minimal betimleme, konuşulamayanın görsel karşılığına dönüşür.
Portfolyo’da otoportre, yalnızca bir sanatçı imgesi değil; kadınlık, annelik ve üretim arasındaki gerilimi taşıyan bir varoluş alanıdır. Sanatçı, burada hem tanık hem anlatıcı hem de özne olarak konumlanır. Victor Turner’ın tanımladığı liminal (eşik) durum, bu çalışmada görsel bir yapı kazanır: sanatçı, geçmişin travmaları ile bugünün görünürlük rejimi arasında askıya alınmış bir noktada durur.
Çalışma aynı zamanda, güncel sanatın algoritmik görünürlük koşullarına yönelik bir eleştiridir. Arka plandaki çoğul figürler, sosyal medya çağında görünür olmakla sessiz kalmak arasındaki paradoksu işaret ederken; ön plandaki portre, bu paradoksla bilinçli bir yüzleşmenin ifadesi olarak ortaya çıkar.
Portfolyo, Sukûti serisinin bir özeti değil; onun dönüşmüş hâlidir. Sessizlikten doğan anlatı, burada bireysel bir portreden kolektif bir hafızaya evrilir. Bu eser, sanatın yalnızca estetik bir üretim değil; travma, tanıklık ve anlam arasında kurulan bir düşünme biçimi olduğunu görünür kılar.

Yeni Çalışmalardan Haberdar Ol

Yeni çalışmalarım, sergiler ve üretim sürecimden paylaşımlar için e-posta listeme katıl.